22 Aralık 2012 Cumartesi

14 Aralık 2012 Cuma

ARNAVUT CİĞERİ TARİFİ

En lezzetli, en hafif ve en pratik Arnavut Ciğeri tarifini arıyorsanız tam yerindesiniz. Zira benim favori tariflerimdendir kendisi..

Dün akşam ne pişirsem diye düşünürken, oğlum da dahil hepimizin sevdiği Arnavut ciğeri yapmak geldi aklıma.. Hemen hemen haftada bir bu tarifi yapıyorum. Ve her seferinde de tabak silinip süpürülüyor.


MALZEMELER:

6 Aralık 2012 Perşembe

FIRINDA BALIK TARİFİ

Akşamları işten eve gelip yemek hazırlamak bazen beni çok zorluyor. Çünkü oğlum her yediğimizi yemiyor, ona ayrı bize ayrı yemek pişirmek zorunda kalıyorum. Dün de öyle bir gündü.. Gündüz işyerinde balık yediğimiz için akşam sadece oğluma balık yaptım, Eşimle kendime de tantuni pişirdim.. (Tantuni tarifi için tıklayın)

Oğlum kızartma balık sevmiyor, o yüzden ona fırında Levrek ya da Çipura yapıyorum. İkisini de aynı şekilde pişiriyorum..


MALZEMELER: (Tek kişilik)

5 Aralık 2012 Çarşamba

CEVİZLİ TARÇINLI KURABİYE TARİFİ

Lezzetli mi lezzetli, ağızda dağılan, kolayca hazırlanan bir kurabiye tarifi arıyorsanız, doğru adrestesiniz..=) Tarçınlı, cevizli kurabiyeyi hepinize şiddetle tavsiye ediyorum..

Dün gece tam uyumaya gidecekken, son kez internete bakayım dedim ve bu kurabiyenin fotoğrafını gördüm.. Hazır eşim ve oğlum da uyuyorken rotamı değiştirip mutfağa yöneldim. Gece gece uykulu gözlerle üşenmeden bu kurabiyeyi pişirdim, sonra da afiyetle yedimmm =)















MALZEMELER:

21 Kasım 2012 Çarşamba

ÇOCUKLARLA YAPILABİLECEK FAALİYETLER

Dün akşam eve gider gitmez, oğlumla malzemelerimizi hazırlayıp, onun tabiriyle düt düt yaptık =) Herkesin evinde kolayca bulunan malzemelerle şirin bir arabamız oldu. Ahmet Kaan da ben de çok eğlendik.. Oğlum kreşinde bu tür faaliyetleri bolca yaptığından yapıştırıcıyı gayet ustaca sürüp, istediği şeyi, dilediği yere yapıştırıyor. Arada 'ben, ben, ben' diye inatlaştığı da oldu =)

Evde araba yapmak için gereken şey;
bitmiş tuvalet kağıdı rulosu
Beyaz ya da renkli kağıt
karton
makas
Yapıştırıcı
Küçük, oyuncak adam
Süslemek için dilediğiniz malzemeyi kullanabilirsiniz.

YAPILIŞI:

9 Kasım 2012 Cuma

OĞLUM 2 YAŞINDA


2 yaşındasın, 2 yıldır hayatımdasın..
Bugün doğum günün ve benim ‘iyiki’lerle dolu cümlelerimin öznesisin.
Mini mini ellerin büyüdü, ayakların patiklerine sığmaz oldu.
İlk zamanların heyecanını, şimdi başka şeyler aldı..
Hatıra diye saklıyorum her şeyini, atmaya kıyamıyorum
Kokunla birlikte, senle dolu anılar biriktiriyorum.
İlk resmin var artık, ilk uçak biletin, kreşe gittiğin ilk gün
Anne diye seslenişlerin var bir de..  ‘ANNE’
Dünyanın en güzel melodisi sanki, öyle güzel, öyle heyecan verici, insanın yüreğine dokunan, içini ısıtan…
İyi ki diyorum hep, iyi ki…
Seni çok seviyorum güzel yavrum…
Doğum günün kutlu olsun…




27 Ekim 2012 Cumartesi

Tarhana çorbası nasıl yapılır?

Elcağazlarımla kendi tarhanamı yaptıktan sonra geriye pişirip, afiyetle içmek kalıyor.. Ben tarhanayı en çok tavuklu seviyorum, oğlum ve eşim de öyle.. Şimdi vereceğim tarif  Zeynep ablamdan.. Kendisi tarhana çorbası konusunda ihtisas yapmış biri :p Geçen gün bir aradayken kavurmalı tarhanadan bahsetti, henüz içmedim ama çok güzel oluyormuş, deneyip tarifini alınca onu da paylaşmak isterim..

TARHANA ÇORBASI MALZEMELERİ

1 Tavuk butu
1 çay bardağı tarhana
5 su bardağı Tavuk suyu
1 orta boy kuru soğan
 tuz, karabiber, nane


TARHANA ÇORBASI YAPILIŞI:

Bir tenceredeki tavuk butumuzun üzerine soğan doğruyoruz, 1 çay kaşığı karabiber ve 1 tatlı kaşığı tuz ekliyoruz, ve suyumuzu da katarak haşlıyoruz. 

Tavuk haşlanırken 1 çay bardağı tarhanamızı 1 kase içerisine alıp, üzerine 1 su bardağı soğuk su ekliyoruz. Bu sayede tarhana içinde iyice yumuşayıp, eriyor..

Tavuk haşlandıktan sonra içerisinden 5 bardak tavuk suyunu ayırıp, çorbayı pişireceğimiz tencereye alıyoruz.. Tavuk suyunun üzerine suda eriyen tarhanamızı ekliyoruz. Çorbanın topaklanmaması için sürekli çırpıyoruz. Bir iki taşım kaynadıktan sonra blenderdan geçiriyoruz. Ardından tekrar ocağa alıp içerisine didiklenmiş tavuğumuzu ekliyoruz. Tuzunu kontrol edip, 1 çay kaşığı da nane katarak 5 dakika daha kaynatıyoruz..

Ve hazır.. Afiyet olsun..

EV TARHANASI NASIL YAPILIR?

Ağaoğlu edasıyla: "Yapıcam dedim, yaptım"  Ya da AK Parti sloganıyla "Hayaldi, gerçek oldu" =)

Tarhanamdan bahsediyorum.. Önce kolay dedim, sonra yok yok epey uğraştırıyor dedim, en sonunda da baya meşakkatli bir iş olduğuna kanaat getirdim ;) Doğraması, pişirmesi, hamurunun mayalanması, kurutması, ufalaması derken bütün bir haftanın akşam saatlerini bu işe ayırdım.. Değdi mi, bence kesinlikle değdi. Hiç katkısız, evde kendi ellerimle yaptığım, 1 yıl boyunca bütün aileme yetecek kadar tarhanam oldu =) Üşenmeyin bence siz de yapın..

TARHANA MALZEMELERİ:

6-7 adet domates
4-5 tane kuru soğan
6-7 diş sarımsak
Yarım kilo kırmızı biber
750 gr süzme yoğurt
2 su bardağı haşlanmış nohut
Tarhana otu (Aktarlarda bulabilirsiniz)
1 demet taze nane ya da 3 yemek kaşığı kuru nane
1 demet maydonoz
Tuz (İsteğe bağlı)
Aldığı kadar un (Ben bu ölçüde 4 kilo kullandım)

HAZIRLANIŞI:
Nohutu bir gece önceden ıslatıyoruz, ertesi gün haşlıyoruz. Diğer yandan ayrı bir tencerede Domatesi, Soğanı, sarımsağı, 1 yemek kaşığı tarhana otunu, kırmızı biberi, maydonozu, naneyi iri iri doğrayıp tencerede orta ateşte hiç su katmadan kendi suyuyla 1,5 saat kadar pişiriyoruz ve soğumaya bırakıyoruz. (Ara ara mutlaka kontrol edin, suyu biterse altını daha erken kapatın) Soğuduktan sonra haşlanan nohutu tahta kaşık yardımıyla iyice ezip soğuyan sebzenin içine katıyoruz. Ardından süzme yoğurdu ve dilerseniz tuzu da ekleyip bütün malzemeleri blender'dan geçiriyoruz. (Ben tuz koymadım)

Blender'dan geçirdikten sonra bu şekilde oluyor:
Sonra iş un katmaya kalıyor, kulak memesi yumuşaklığında elinize yapışmayacak kıvamda bir hamur hazırlıyorsunuz. Hamuru hazırladığınız kabınız mutlaka büyük olsun.. Hamuru hazırladıktan sonra kabınızın ağzını kapatıp, serin havadar bir yerde bekletin.. Ben büyük bir tencerede bekletip tencerenin kapağını kapatarak beklettim. Hamur bu şekilde en az 3 gün en fazla 7 gün bekleyecek. Ben 4 gün beklettim. Hamuru beklettikçe ekşiyor bu yüzden bekletme süreniz damak zevkinize kalmış, ama bence 4 gün ideal.. Ve 4 gün boyunca sabah akşam hamuru 5'er dakika yoğurup, gerekirse az az un katıyorsunuz..

4. günün sonunda hamuru küçük parçalara bölüp, havadar bir yerde, temiz bir beze üzerine bu şekilde dizerek kurumasını sağlamalısınız. En az 3-4 gün de bu şekilde bekletin. Sabah akşam hamuru çevirin ki iki tarafı da iyice kurusun..
4. Günün sonunda kuruyan parçaları robotunuzda un ufak edin. Un haline geleni en makbulü.. Ufaladıktan sonra bu haliyle tekrar bez üstüne serip 1 ya da 2 gün daha bekletin ki, tam kurusun ve kurtlanıp emeğiniz zayi olmasın..

Ve tarhananız bu işlemin ardından hazır.. Ağzı kapatılan bez torbada ya da cam kavanozlarda saklayabilirsiniz.. Afiyet, şeker, şifa olsun =)

22 Eylül 2012 Cumartesi

DOĞAL SAÇ MASKESİ

Saçlarım hem gür, hem kalın telli, hem de kuru.. Zor saçlara sahibim.. Hal böyle olunca bakımı da bir hayli zor oluyor.. Bunun yanı sıra düşüncem şu ki; saç görünümü makyajdan daha önemli.. Yani ne kadar makyajlı olursanız olun, eğer saçlarınız kötü görünüyorsa, siz de kötü görünüyorsunuz.. Ya da tam tersi, sıfır makyajla, ancak bakımlı, güzel bir saç modeliyle güzel görünmek mümkün..

Hülasası, her kadın için saçlar çok önemlidir. Bu sebeple mutlaka bakım gerekir.. Geçtiğimiz pazar günü uzuuuuun bir aradan sonra kendime vakit ayırıp, evde kendi saç maskemi hazırladım.. Bu maske her zaman, herkeste işe yaramıştır.. Sizlere de hafta da bir yapmanızı tavsiye ederim..

YAPILIŞI:

-1 çay bardağı Zeytinyağı
-1 çay bardağı elma sirkesi
-1 yemek kasığı bal
-1 yumurta sarısı
-15 damla tatli badem yağı

Bütün malzemeleri bir kapta çırpıp, kökleri de dahil olmak üzere saçımıza yediriyoruz..Bütün malzemeyi saça yedirdikten sonra, sağdan soldan akmasını önlemek için streç filmle saçlarımızı sarıyoruz. 45 dk - 1 saat kadar bekledikten sonra saçlarımızı önce ılık suyla, daha sonra da sıcak suyla şampuanlıyoruz... Saçımızı yıkadığımız en son durulama suyuna 1 yemek kaşığı daha sirke katıp, bu suyu da saçımıza döküyoruz..

Maske sonrası saçlarınızın ne kadar parlak göründüğüne siz de şaşıracaksınız...

13 Eylül 2012 Perşembe

KREŞ OYUNLARI VE KREŞ FİYATLARI

Oğluşumun kreşe başladığını size söylemiştim.. Uzman hocaları tarafından her gün için değişik faaliyetleri var. Evde, çocuğunun yanında bulunan anneler, bir süre sonra çocukları için oyunlar üretemeyebiliyor. Ben de kreşimizden aldığım 2-3 yaş grubu için hazırlanmış, 2 haftalık oyun programından seçtiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Belki fikir olur ;)

Bu da kuzucuğum ilk gün kreşe giderken =)
- Sürpriz hediyeler alma
- Odayı balonlarla doldurup oynama
- Dondurma şenliği
- Müzik eşliğinde dans etme
- Pasta üzerindeki mumları üfleme
- Değişik şarkılar söyleme-Öğrenme
- Kukla oyunları
- Şişme oyuncaklarla (Hacı yatmaz gibi) oynama
- Parkta oynama
- Müzik aletlerini tanıma (Çocuklar için çok güzel minik müzik aletleri var oyuncakçılarda)
- Çikolata şenliği
- Müzik eşliğinde kendisine ait eşyaları bulma oyunu
- Parmak kuklaları
- Patlamış mısır şenliği
- Balon patlatma oyunu
- Oyun hamuruyla şekiller yapma
- Bütün oyuncakları ortaya döküp hepsiyle sırayla oynama
- Evcil hayvanları besleme (Kapı önündeki kediye süt verme olabilir mesela)
- Oyuncak bulma oyunu (Örneğin onca oyuncağın içinde topu-bebeği getirmesini isteme olabilir)
- Parmak boyası yapma (Oyuncakçılar ya da kitapçılarda çocuklar için parmak boyaları mevcut)
- Kitap okuma, Kitap üzerindeki resimler üzerine konuşma
- Suda yüzen ve batan cisimleri keşfetme)

Şimdilik başlangıç aşamasında faaliyetlerimiz bunlar, içlerinden istediğinizi seçerek siz de keyifli vakit geçirebilirsiniz.

KREŞ FİYATLARI:
Bu arada kreşi düşünen anneler en çok da fiyatları merak ediyor.. İstanbul'da kreş fiyatları tam gün 700 liradan başlıyor.. Çoğunlukla taksitle ödeme imkanı da sunuluyor. Benim oğlum sabah 8.30'dan akşam 19'a kadar kalıyor ve Cumartesi günü de dahil. Çalıştığım kurum sebebiyle benim kreşte indirim hakkım bulunuyor.. Ama dediğim gibi normal şartlarda fiyatlar bu şekilde

KEK TARİFİ (ÇOCUKLARIN SEVDİĞİ TARİF)

Okullar da açıldığına göre, mini mini birlerin, çalışkan ikilerin beslenme çantalarına ara ara sevdikleri keklerden koymayı da unutmayın sevgili anneler. Bu keki oğlum çok sevmişti, sizin kuzularınız da sever ümidiyle kek tarifini paylaşıyorum.. Sadece oğlum değil, açıkçası ben de türlü türlü kek tarifleri arasında en çok bunu beğeniyorum.

MALZEMELER:
  • 3 adet yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 3 su bardağından 1 parmak az un 
  • 1 tatlı kaşığıTarçın
  • 1 yemek kaşığı Limon kabuğu
  • 1 yemek kaşığı Limon suyu
  • Çikolata damlacıkları
  • Ceviz ya da fındık
YAPILIŞI: 

Yumurta ve şeker köpürünceye kadar çırpma teliyle iyice çırpılır.  Ardından şeker, yoğurt, sıvıyağ eklenir, tekrar çırpılır. Limon kabuğu rendesi ilave edilir ve içine limon suyu sıkılır. Çikolata parçacıklarıyla birlikte, irili ufaklı parçalanan ceviz ya da fındık malzemelere eklenir. Son olarak da Un, kabartma tozu ve vanilya, elekten geçirilerek karışıma ilave edilir. Malzemeler, un iyice yok oluncaya kadar karıştırıldıktan sonra, kek kalıbına yapışmasını önlemek için öncelikle katı yağ sürülür, ardından da bir miktar un eklenerek, kalıbın her tarafı unlanır. Bu işlemin ardından malzemeler kalıba dökülür ve 170 derece fırında 40 dakika kadar pişirilir. AFİYET OLSUN..

12 Eylül 2012 Çarşamba

SABİHA PAKTUNA'NIN HANGİ KİTAPLARINI OKUMALI?

Oğlum 22 aylık ve geçen hafta kreşe başladı.. Kreşimizin çok güzel, kaliteli ve de kesinlikle güvenilir bir yer olduğunu düşünüyorum. Eğer her şey yolunda giderse, kendi kendine yemek yemeyi, paylaşmayı, oyunlar oynamayı, tuvalet eğitimini öğrenebilir ve zaten yeterince sosyalken, bu özelliği tavan yapabilir diye düşünüyorum. Bakıcımız iyiydi, hoştu, akşam eve gelince hazır yemek bulmak tarifsizdi ancak, artık oğluma yetmemeye başlamıştı. Akşama kadar evde ikisinin de canı sıkılıyordu.. 1 saat oynasalar, sonraki zaman diliminde yapacak bir şey bulamıyorlardı.. Bunları düşününce kreş harika bir fikir olarak göründü bana..

İki gün iş yerimden izin aldım.. Oğlumun alışması için kreşe beraber gidip geldik. Ben gittiğim zamanlar herşey yolundaydı.. Oyuncaklarla oynadı, parka çıktı, çocuklarla tanıştı.. Ben de alışması kolay olsun diye ara ara onu orada bırakıp dışarı çıktım. Böyle bir zaman diliminde karşıma çıkan D&R'dan da bu iki kitabı aldım.. Mükemmel bir anne olduğumu düşünmüyorum ama bunun için gerçekten çabalıyorum. En doğru şekilde çocuk yetiştirmek birçoğunuz gibi benim için de çok önemli.. Farkında olmadan hatalar yaptığımda oluyor. Bu konuda uzmanlardan destek almak gerçekten kişiye yardımcı oluyor. Prof. Dr. Sabiha Paktuna'nın bu konudaki uzmanlar arasında en iyilerden olduğunu biliyorum. O sebeple de bu kitapları okumaya başladım. Birisi "Çocuklarla Doğru İletişim", ki bence her anne-baba okumalı, diğeri de benim gibi çalışanlar için "Anne İş'te Çalışan Anne ve Çocuğu".. Şimdilik henüz kitabın başındayım,, Buna rağmen sizlere de tavsiye ediyorum. Umarım hepimiz için faydalı olur..


ÇALIŞAN ANNE OLMAK...

Çalışan anne olmanın avantajlarının yanı sıra dezavantajları da var elbette.. Avantajlarını kabaca özetleyecek olursam, bence en önemli kısmı, çocukla "KALİTELİ ZAMAN" geçiriyor olmak..Zaten uzmanlar da buna vurgu yapıyor. Bir anne sabahtan akşama kadar çocuğunun yanında durabilir ancak bu çocukla 'kaliteli zaman' dilimini olumsuz etkiliyor. Akşama kadar beraber olduklarından ilişkileri laçkalaşabiliyor. Kendimden örnek verecek olursam; işten eve gider gitmez, neredeyse yatana kadar vaktimi Ahmet Kaan'ı mutlu etmek, onu güldürmek, eğlendirmek için kullanıyorum. Ben yemek hazırlarken dahi, babasıyla beraber mutfakta yanımda duruyorlar. Sürekli oyunlar üretiyoruz.. Bizim için gün yorucu bitiyor olsa da, oğlumuzu mutlu etmenin rahatlığıyla yatağa giriyoruz.. Bu önemli..

Evde iki kişi çalışmak hayat standartlarını daha da yükselttiği için, çocuğunuza sağladığınız imkanlar da daha fazla oluyor.. Daha iyi sağlık hizmeti, daha kaliteli kreş eğitimi, isteklerini 'sağlıklı oranda'  yerine getirebilme, geleceğine yatırım yapabilme..

Çalışırken, oğlumu sevdiğimi, onu çok özlediğimi daha fazla fark ediyorum.. Bu yüzden daha çok kıymetini biliyorum.. Evde çocukla stres içinde uğraşan birçok anne bu duyguları çalışan anneden daha az hissediyor bana göre..

Çalışmak annenin psikolojisine de iyi geliyor. İş ortamında farklı insanlarla görüşüyor olmak, sosyallikten uzaklaşmamak, doğum sonrası bakımsızlaşmamak avantajlar arasında sayılabilir..

Dezavantajlarına gelecek olursak; Öncelikle her ne kadar bastırmaya çalışsam da içimde zaman zaman suçluluk duygusu oluşabiliyor. 'Acaba'lar hiç bitmiyor. Bu acabaların ileride keşkelere dönüşmemesi için sürekli değişik düşüncelere tutunmaya çalışıyorum. Çoğunlukla da başarıyorum.

En kötüsü de sabah işe giderken yaşanan ağlama krizleri.. Aslında iplerin koptuğu en hassas nokta burası.. Sabah çocuğum ağlamadan, güle oynaya, el sallayarak, öpücükle işe yollasa, çalışmakla ilgili hiçbir olumsuz duygu yaşamayacağım. Ancak 'beni bırakma' der gibi bakıp, sımsıkı sarılınca kapıdan ayaklarımı sürüyerek işe gittiğim çok oluyor. İşte en çok o zaman 'Acaba biraz daha büyüyene kadar çalışmasam mı' diye soruyorum kendime..Ancak biz evden bu şekilde çıktıktan yarım saat sonra bakıcımızı arayıp, biz çıkar çıkmaz sustuğunu, hemen oyuna daldığını duyunca rahatlıyorum. 

Bir de hastalık zamanları var.. Normal zamanda zaten gün içinde yanında bulunamadığım oğlumun, hastalık zamanlarını yanında geçirmek istiyorum. Ancak işyerimden -Allah muhafaza- çoook büyük bir rahatsızlığı yoksa mırın kırınla ancak iki gün izin alabiliyorum. İşte bazen burada bardak taşıyor.. En çok böyle zamanlarda işi bırakma duygusu nüksediyor..

İşte anneler,babalar... Bana göre çalışmanın avantajları ve dezavantajları bunlar. Hangisinin daha iyi olduğu konusunda ben bir yorumda bulunmayacağım.. Kıyaslamayı yaptım ona da artık siz karar verin ;)

8 Eylül 2012 Cumartesi

FARKLI SAÇ RENK VE MODELLERİ

İnternette dolaşırken birden bu fotoğraflara rastladım. İçlerinden bazılarını çok beğendim, sizlere de göstermek istedim. Makyaj yapma konusunda fena değilim ancak saçlarımı güzel bir şekle sokmak beni gerçekten çok yoruyor. Bu yüzden özellikle son zamanlarda ense topuzu hem kolay hem şık olduğu için favorim ama artık ondan da sıkıldım. Bu modellerden bazılarını evde denemeye çalışacağım, siz de denemek isterseniz, buyrunuz fotolar :

Burada gelinbaşı olarak yapılmış ancak bence günlük için daha uygun, lüleler, arkalardan ara ara alınarak bol şekilde örülmüş gibi duruyor, denenebilir.

Eh işte..

Bu tarz dağınık topuzları çok beğeniyorum, modası da hiç geçmiyor sanırım

Saçın alt kısmına dikkat ettiniz mi? Çok güzel durmuş, Bu saçı yapabilmeyi çok isterdim, hele ki şu aralar bu topuzu sık kullanıyorken..

Çok detaylı, ben uğraşamam =)

Kolay görünüyor ama detaylara dikkat etmek gerekiyor. Kendime yapamam ama ablamda mutlaka deneyeceğim

Yeni gelin olacaklar için güzel bir seçenek bence

Yol gibi değil mi ? =) Yok yok ben bununla da uğraşamam

Bu biraz klasik, kuaförlerce sık kullanılan bir model, fena durmuyor değil mi?

Model değişik aslında ama kuaföre gitsem böyle bir saçı tercih etmem.

Gayet doğal, taç bu yıl benim de favorim

En güzelini en sona sakladım. Bayıldım bu saça. Kendim yapamam ama özel bir günde kuaförümden bu modeli yapmasını isteyeceğim. Çok hoş

TATİL GÜNCESİ BODRUM - DATÇA - MARMARİS

Yeniden Merhaba!

Evet, tatiller de bir gün biter =) Bu yıl ki tatilim dolu dolu geçti. 6 güne 3 ayrı yer sığdırdık. Size daha önce Datça'ya gideceğimi yazmıştım. Aradaki mesafelerin kısa olması sebebiyle Bodrum ve Marmaris'te de birer gece geçirdik. Kısaca izlenimlerimi yazacak olursam, Bodrum'u çok yapay buldum. Merkezi kıpır kıpır, oldukça da kalabalık ancak insanlarda bir podyum havası, insan sahilde, plajda yarı çıplak gezilmesini anlıyor da, şehir merkezinde de yok denilecek giysilerle dolaşılması çıplaklar kampını aklıma getirdi. Sanırım yurtdışındaki bu kamplardan çok farkı yok Bodrum'un  =) Bunda Türkiye'ye yerleşen magazin kültürünün çok önemli bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Bir daha gitmek ister misin diye sorarsanız cevabım 'hayır' olur.

Datça, Bodrum'un tam tersi.. Sessiz, sakin, Anadolu insanının bulunduğu bir yer. Bodrum ne denli hareketliyse Datça bir o kadar sakin.. Bugüne kadar gördüğüm en temiz denize sahip, resmen balıklarla beraber yüzdük, ve bu gerçekten çok keyifliydi. Sokakları mis gibi kekik ve ıhlamur kokuyor. Pembe asma çiçeklerle süslü, beyaz evlere bakakalıyorsunuz. Zekeriya Sofrası yemek yemek için en ideal yer, çok lezzetli ve yemek için fazla alternatif olmadığından fiyatları bir hayli yüksek olan restaurantlara göre oldukça hesaplı. Çok da şirin, sıcak bir yer ama orası da bana hitap etmedi. Daha çok kırk yaş üzerindekilerin ve de emeklilerin gidip kafa dinleyecekleri bir yer bence, nitekim geneli de öyle..

Ve Marmaris... Buraya bayıldım. Benim tatil profilime en çok burası uyuyor. Sadece 1 gece gezebildiğim halde yine de çok sevdim. Hem kalabalık, hem mekan olarak çok sıcak, hem eğlenmek için bir sürü alternatifiniz var, ister sabaha kadar eğlence mekanlarına gidin, ister merkezinde gezin, birçok yemek yenecek yer seçeneğiyle, benim gibi hem eğlenceli hem dinlenceli tatil isteyenler için çook çok ideal.. Seneye yurtiçinde tatil yapacak olsak yine Marmaris'e gidip, her köşe bucağını gezmek isterim. Belediye Başkanı hangi partiden bilmiyorum ama gerçekten tebrik ediyorum.. Harika çalışmış..

Oğluma gelince çok eğlendi, çok oynadı, zaman zaman huysuzlandı, yerinde durmadığı anlar oldu ama inanın herşeye rağmen çok keyifliydi.. Ben çocuk küçük, durmuyor diye kendini eve kapatan annelerden değilim, olmayacağımı taa bebiğim doğmadan kendime söylemiştim.. İyi ki de böyleyim =)

900 küsür fotoğraf çektim, çekildim.. 41 tanesini Facebook'uma yükledim ancak sizinle sadece birkaç kare paylaşacağım =)








16 Ağustos 2012 Perşembe

ERİK KOMPOSTOSU TARİFİ

Eşim geçen haftalarda alış veriş yaparken kırmızı erik de almıştı.. Ancak bilirsiniz ki, kırmızı eriklerin kabukları ekşi olur. Biz de kabuğunu soyarak yemeye üşendiğimizden bir süre dolapta bekledi.. Oğlum da pek sevmedi maalesef.. Ben de değerlendirmek istedim ve komposto yaptım. Yazın sıcak günlerinde dolaptan çıkarıp buz gibi içtik =) Kuzucuğum da kompostoyu çok sevdi..



MALZEMELER:
Yarım kilo kırmızı erik
1 litreden biraz fazla su
5 yemek kaşığı dolusu toz şeker

YAPILIŞI:
Suyu ısıtıyorsunuz, şekeri ekliyorsunuz beraber kaynadıktan sonra yıkanmış erikleri koyuyorsunuz içine. Erikleri çok değil 5 dakika kadar kaynatıyorsunuz. Daha sonra suyun sıcaklığıyla o pişmeye devam ediyor zaten.. Ilıttıktan sonra dolapta soğutabilirsiniz. Dilerseniz içine 1 çay kaşığı tarçın da  koyabilirsiniz, güzel aroma veriyor..

NOT: Erikler pişmeye başlayınca kabukları kendisinden ayrılıyor.. Bu gayet doğal bir durum.. İSterseniz siz kabuklarını ayıklayın..

BİZDEN HABERLER =)

Blogu bu ay biraz ihmal ettiğimi biliyorum. Biraz iş yoğunluğu, biraz Ramazan telaşı, misafler, gel-gitler derken pek fırsatım olmadı maalesef yazmaya.. Ramazan sonrası çok daha aktif bir şekilde kullanmayı planlıyorum.. Hem önümüzdeki dönemde hedeflerim arasında bloguma reklam almak bile var =)

Bu ay gerçekten yoğundum.. Neler yaptım? Öncelikle Temmuz'un son haftasından başlayayım 26 Temmuz eşimle evlilik yıldönümümüzdü. 3 yılı devirdik. Nasıl geçtiğini hiç anlayamayacağım.. Dün gibi ama dün değil.. Zaman su gibi akıp geçiyor ömrümüzden.. Facebook'a yüklediğim fotoğraflarıma bakıyorum 2008-2009 senesine ait birçoğu.. Ama bana geçen yılmış gibi geliyor oradaki anlar,, ilginç =))

Yıldönümümüze dönecek olursak, canım eşimle güzel ama oğluşun yaramazlıkları sebebiyle pek de romantik olamayan bir akşam yemeği yedik =) Kocişim tria yüzük ve kolye hediye etti, benim hediyem biraz sönük kaldı onunkisinin yanında =) Ben de parmak arası polo terlik aldım :P

Bu da o akşamdan kareler:




Sonra Ramazan davetlerinde geçti her haftasonumuz. Önce işyerinden arkadaşım Örsem davet etti oraya gittik Cumartesi, Ertesi gün Pazar günü, annemin davetine katıldık. Bir sonraki hafta ortanca ablam Zeynep'in evindeydik, onu takip eden haftada da Büyük ablam Filiz'deydik.. Ben de geçtiğimiz Pazar günü onları çağırdım.. Ama en büyük pişmanlığım bizdeyken telaştaş foto çekmemiş olmam.. Fotoğraf çekme tutkusu olan ben, araya farklı telaşlar girince unutuveriyorum.. Sadece Filiz Ablam'da yemek sonrası çay vakti çekildiklerimiz var elimde idare ediverin =)





Hepsinin de yemekleri harikaydı ama ben kendi menümü sayayım:

Mercimek çorbasıTarif burada )
Acılı ezme (Hazır değil, kendim yaptım, tarifi sonra vereceğim)
Çiğköfte (Babam hep aldığım meşhuuur yerinden getirdi)
Mevsim salata
Pilav
Etli nohut yemeği (Anneciğime yaptırdım)
Adana kebap (Aslında hem adanayı hem de tavuğu mangal olarak pişirecektik ancak o gün fırtına çıkınca  fırında pişirmek zorunda kaldım.. Adana'yı pek sevmedim ama tavuk gayet güzeldi...........)
Tavuk biftek

Geldi geçiyor Ramazan.. Sırada Tatilimiz var. Önce günü birlik Bodrum, sonra Datça ve son gün Fethiye'ye gitmeyi planladık. Dönüşümüz de Dalaman'dan olacak.. Epey bir dolaşağız anlayacağınız =)

Tatil sonrası güzel foto ve bilgi paylaşımları ile görüşmek üzere ;))

4 Ağustos 2012 Cumartesi

SÜTLÜ - HAFİF TATLI: ÇİKOLATALI MUZLU TOPLAR

11 Ayın sultanı Ramazan, yaz ayına denk gelince, yemeklerle beraber tatlıların da hafif olmasına dikkat etmeye çalışıyorum. Zaten bizim evde şerbetli tatlı çok nadir pişer.. Ya sütlü tatlı yaparım ya da kek ve kurabiye türevlerini... Oktay Usta'mın yaptığı muhteşem yemekleri ve tatlıları ramazan boyunca haber sitemizin ana sayfasına ben koyuyorum. Tabi bu işi yaparken tarifleri dikkatlice incelemeyi de unutmuyorum.. İki gün önce yine sayfayı hazırlarken, hem kolay hem hafif bir tarif olan Çikolatalı muzlu toplar çarptı gözüme.. Ben de dün akşam denedim.. Malzeme oranlarında ufak değişiklikler yapmayı da ihmal etmedim;) Sonuç son derece başarılı.. Zaten Oktay Usta'nın tatlı tarifi olur da başarılı olmaz mı? =)


İşte o tarif:

MALZEMELER: (6 kişiliktir)
 1 paket petibör bisküvi
2 muz
1 kase ceviz
süt

SOSU İÇİN:
2,5 su bardağı süt
1 tatlı kaşığı un
1 tatlı kaşığı mısır nişastası
1 çay bardağı toz şeker
1 çorba kaşığı kakao
1 paket bitter çikolata

ÜZERİ İÇİN:
Hindistan cevizi ya da yeşil fıstık

YAPILIŞI:
 Bisküvileri karıştırma kabının içine kırıyoruz, elimizle sıkarak eziyoruz. Üzerine cevizleri de kırıyoruz. Muzları da soyarak iri iri doğrayıp kaseye ilave
ediyoruz. Hepsini beraber yoğuruyoruz.

Karışımın birbirini tutması için içine azıcık süt döküyoruz. Yoğurduğumuz karışımdan parçalar koparıp top gibi yuvarlıyoruz. Kupların içine 3er tane top koyuyoruz. Sütü küçük bir tencereye döküyoruz, içine unu, nişastayı, şekeri ve kakaoyu koyuyoruz. Çırpma teliyle karıştırarak sosumuzu pişiriyoruz. Sosumuz ısınınca içine bitter çikolatayı koyuyoruz ve ara ara karıştırarak erimesini bekliyoruz.

Çikolata da eriyip sos kıvamını alınca altını kapatıyoruz. Sosu soğumaya bırakıyoruz. Sos soğuyunca kupların üzerine döküyoruz. Üzerine hindistan cevizi ya dayeşil fıstık serperek servis yapıyoruz.

AFİYET OLSUN..


3 Ağustos 2012 Cuma

SAĞLIK BAKANLIĞI'NIN AÇIKLADIĞI DAMACANA SU SONUÇLARI!

Sağlık Bakanlığı insan sağlığına uygunsuz olan damacana su markalarını açıkladı. Ne içtiğimizi bilmemiz açısından önemli bir haber.. Son listeye göre içlerinde birçok tanıdık marka var.

Siz de çevrenizi lütfen bu sulara karşı uyarın!

İŞTE SAĞLIK BAKANLIĞI'NIN AÇIKLADIĞI O 114 BAYİ VE MARKALARI:

1 Ağustos 2012 Çarşamba

KABAK MÜCVERİ TARİFİ

Çok severim kabak mücverini.. Yorgun argınken ve de karnınız zil çalıyorken, bu durumda kolayca hazırlanabilecek en akıllıca tariftir kendisi. Kızartma usulüyle piştiğinden diyette olanlara tavsiye etmemekle birlikte, bir kere dahi mücver yemeden kesinlikle ölünmemesi gerektiğini düşünüyorum =)

İşte tarifi:

MALZEMELER:
1 adet kabak
1 orta boy soğan
1 adet yumurta
1 dilim beyaz peynir
Bir tutam (6-7 dal) maydonoz
1 su bardağından 3 parmak az un
Tuz, karabiber, pul biber, kimyon
Yarım su bardağı sıvıyağ


YAPILIŞI:
Yıkayıp, soyduğumuz kabağımızı rendeliyoruz. Rondodan ince şekilde geçirdiğimiz soğanı, yumurtayı, ezilmiş beyaz peyniri, incecik doğranmış 6-7 dal maydonozu ve damak zevkinize göre baharatlarını ekleyip malzemeleri kaşık yardımıyla karıştırıyoruz.. Cıvıkça bir karışım olmuş olmalı.. O karışımın içine yavaş yavaş arada karıştırarak unumuzu ekliyoruz. Un için ölçü verdim ama ben ölçüsüz eklerim.. Dibinde su olmasın ama çok koyu da olmasın.. Malzeme bekledikçe sulanıyor, siz de sulandıkça az az un ekleyebilirsiniz. Tavaya aldığımız sıvıyağımızı iyice kızdırdıktan sonra, iç harcımızdan yemek kaşığı dolusu tavaya dökerek önlü arkalı kızartıyoruz. (Mücveriniz çok kalın olmasın buna dikkat edin) Naneli yoğurtla servis yapabilirsiniz..
AFİYET OLSUN..

26 Temmuz 2012 Perşembe

MERCİMEK ÇORBASI TARİFİ

Bu çorbayı herkes yapar ama tadı nedense hep farklı olur.. Ya baharatından, ya üzerine eritilen tereyağından.. Herkesin kendince bir usulü var. Ama ben çorbam konusunda son derece iddialıyım ;)


MALZEMELER:

1 su b. sarı mercimek
1 soğan
1 orta boy patates
1 su b. et suyu veya 1,5 bulyon
1 çorba k. un
1 çorba k. tereyağı
1 çorba kaşığı sıvıyağ
su
tuz
kimyon

YAPILIŞI:

Öncelikle soğanlarımızı ince ince, patateslerimizi de küp küp doğruyoruz. sıvıyağ ve tereyağını aldığımız tencereye soğan ve patatesleri, soğanlar pembeleşmeye başlayıncaya kadar kavuruyoruz. Bu aşamada un da ekleyip 1-2 dakika daha kavuruyoruz. Ardından yıkayıp süzdüğümüz kırmızı mercimeği ve 1 su bardağı et suyumuzu (Et suyu yoksa bulyonumuzu) tencereye ekliyoruz. 1 dakika boyunca bu şekilde karıştırdıktan sonra mercimeğin üzerini 3 parmak kalınlığında geçecek kadar sıcak su ekliyoruz.. Tuzunu ayarlıyoruz. Elinizin altında sıcak su bulunsun. Suyunu çektikçe göz kararı ekleyin.. Mercimekler iyice ezilinceye kadar pişirin. Piştikten sonra 1 çay kaşığı kimyon ekleyin.. Ardından çorbanızı iyice süzme kıvamına gelene kadar blender'dan geçirin.. Dilerseniz üzerine tereyağ eritip, pul biberi kızdırarak servis yapın, dlerseniz de benim gibi direkt pul biber ve nane koyun.. Limonla servis yapın. AFİYET OLSUN ..


19 Temmuz 2012 Perşembe

ÇOCUKLAR İÇİN KAHVALTI TARİFLERİ

Oğlum geçen hafta sonuna kadar kahvaltısını karışık mama şeklinde yiyordu.. Bir iki kere beyaz peynir, yumurtanın sarısını yedirmeye çalıştım sevmedi, çıkardı ağzından.. Ben de yemeyeceğine mama şeklinde yesin dedim. Üstelik böyle yemesinin avantajı şu ki; içine istediğiniz her şeyden koyabiliyorsunuz..

Sadece kahvaltı değil, yemek tabakları da bir o kadar eğlenceli.. Çocuğunuza yemek yedirmenin en kolay yolu, eğlenceli yemek tabakları hazırlamak. Görmek için tık tık 

Ben oğlumun kahvaltı mamasına;
- 1 Yemek kaşığı yulaf ezmesi
- 1 dilim beyaz peynir
1 çay kaşığı tereyağı
- 1 tam yumurta
- 1 ceviz
- 1 fındık
- 1 tatlı kaşığı dolusu bal
- 1 dilim ekmek içi
- Suda bekletilmiş Kuru üzüm, hurma, kayısı, kuru incir
- Mamanın kıvamı için süt, ıhlamur çayı ya da su

 katarak hazırlıyordum şimdiye kadar.. Ve şükür ki, severek yiyordu.. Ama artık zamanının geldiğini düşünerek normal kahvaltıya geçmeye başladık pazar günü.. 3-4 gündür oğlum kahvaltıda 1 peynirli-tereyağlı omlet, 1 dilim ekmek, 1 bardak süt, 2 çay kaşığı bal, 1 ceviz ve 1 hurma şeklinde yemeye başladı.. Arada omletin tamamını bitiremediği oluyor.

İşte pazar günkü kahvaltımız: Gözleri, burnu, ağzını göstere göstere yarısını yedirebildim =)


Yarın da bakıcısından peynirli-sebzeli krep hazırlamasını istedim, umarım onu da sever... 1 Başka gün için de mısır gevreği aldım, kuru meyveler, ceviz ve süt eşliğinde onu da yedirmeyi deneyeceğim. Yumurtalı ekmek ev menemen de denemeyi planladıklarımdan.. Her gün aynı şeyleri yemek çocukları bıktırabileceğinden, değişik tarif arayışlarım devam ediyor..

Bunlar da sizin için internetten bulduğum çocuklar için kahvaltı tabakları: