26 Mart 2012 Pazartesi

ÖNCELİK HEP SENİN!

Cuma günü iş çıkışı, oğluşumu babasına emanet edip, alış verişe çıktım. Aklımda olan, ne zamandır gitmeyi planladığım bir mağaza vardı. Gittim gitmesine ancak, yeni sezon ürünleri henüz gelmemişti. Ben de oğlum için kıyafet almaya karar verdim. 1 pijama takımı, 1 kısa, 1 de uzun kollu T-Shirt, T-Shirt'e uygun pantolon ve de çorap aldım kuzuşuma. Kendime de bir takı mağazasından kolye ve yüzük. Ancak kolyemi Ahmet Kaan, o günün akşamında kopardı sağolsun =))

Arabaları çok sevdiğini bildiğimden pijamada arabalı modeli tercih ettim, oğlumun arabalara verdiği tepkiyi görünce iyi ki bunu almışım dedim. (Elini arabaların üzerinde tek tek gezdirip düüt düüüt diyor =))


Üstü tam oldu ama paçası birazcık uzun geldi =)

 Bu da; T-Shirt ve pantolon takımımız:

Her şey bu kadar güllük gülistanlık olmadı. Kuzum akşam babasının yanında beni göremeyince ağlamaya başlamış, iki de bir babasının elinden tutup ağlayarak dış kapıya götürüyor, kapının önünde oturup beni bekliyormuş =( Yoldayken de babasıyla telefonda konuştuğumda Ahmet Kaan aldı telefonu, sesimi duyar duymaz ağlamaya başladı miniğim.. Kapıda beni görünce gösterdiği tepkiyse, kelimeyle anlatılamayacak kadar duygu doluydu..  Ah kuzum!

19 Mart 2012 Pazartesi

DİYET NE DURUMDA??

Hafta sonu diyetimin bozulacağını tahmin ediyordum, ama bu kadar abartacağımı ummuyordum...

Aslında güzel başlamıştım, anlatayım...

Uyandım. 2 bardak suyumu içtim.. Müziğimi açtım, yarım saat sporumu yaptım. Ödem attıran lahana suyumu içtim. kahvaltımı ettim herşey yolundaydı. Tartıda da 2 kilo verdiğimi gördüm.. Çok mutluydum ancaaaaaak, ne olduysa eşim uyandıktan sonra oldu. Ben Ahmet Kaan'ı uyuturken kendi kahvaltısını kendisi hazırladı. Neler yok ki, reçeller, zeytinler, Nutella, Keçiboynuzu, v.s v.s

Aslında Ahmet Kaan yatınca ben de yatacaktım, ama 'maalesef' yanına gittim. Karşımda Nutella kavanozunu görünce dayanamadım =( Etimek'e sürerek tam 3 kaşık dolusu yedim. Ardından keçiboynuzunu da mideye indirdim, sonrası karnımın doymasıyla pişmanlık arası bir duygu =)

Bitmediiii, muhteşem havayı kaçırmamak için dışarıya çıkalım dedik. Ahmet Kaan'ı oyuncak arabaların arasına soktuk.. Sonra yemeğe oradan da alışverişe geçtik.




Öğle yemeğinde de ben kuşbaşılı pide söyledim, eşim de beyti sipariş etti. Kendi pidem yetmemiş gibi, bir de onun beytilerden yedim =) Al sana bir pişmanlık daha.. Hafta boyu verdiğim iki kiloyu geri aldığıma eminim, tartılamadım,, korktum =) Gündüz yaşadığım pişmanlığın acısını akşam sadece iki elma yiyerek çıkardım.

Sonuç: Sabah saatlerinden itibaren yine sıkı diyetteyim. Kalan 3 kiloyu da verirsem (Eğer dün 2'sini geri almadıysam tabi=)  diyetime son vereceğim.. Bu hafta olmazsa önümüzdeki hafta biter diye ümit ediyorum. Ancak mekik çekmeyi artırmam lazım, farkındayım.. Son olarak bu da en sevdiğim ara öğün atıştırmalığım:



NOT: Önümüzdeki pazar günü kıyafet alışverişine çıkacağım. O zamana kadar zayıflamam lazım, azimliyim! =)

16 Mart 2012 Cuma

HEM LEZZETLİ, HEM PRATİK: KREPLİ TAVUK

Hem pratik olsun, hem lezzetli.. Üstüne bir de göz doldursun diyorsanız bu tarif tam size göre olabilir.

İş çıkışı eve gittiğimde açlığa daha fazla tahammülüm kalmamışken ve de evdeki malzemelerle şip-şak ne yaparım diye düşünürken, ortaya işte bu yemek çıktı..

MALZEMELER:

4-5 yemek kaşığı Sıvıyağ
5-6 adet mantar
4 parça tavuk şinitzel
1 orta boy soğan
2 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı biber salçası
Tuz, karabiber,kekik,pul biber, kimyon

KREP İÇİN
2 adet yumurta
1,5 su bardağı un
1 su bardağı su
Yarım su bardağı süt
1 çay kaşığı tuz
4 yemek kaşığı sıvıyağ

SOSU İÇİN:

1 Domates
1 Tatlı kaşığı terayağ
Tuz, karabiber

TARİFİ:
Tavamıza sıvıyağını alıyoruz. Küp küp doğradığımız tavuk ve mantarı 5 dakika kadar kavuruyoruz. Üzerine yine ince ince doğranmış soğanımızı ekliyoruz. Tavuk ve mantarın bıraktıkları suyu çekmelerine yakın salçalarımızı, sarımsağımızı ve damak zevkinize göre göz kararı baharatlarını ekliyoruz.. Bu karışım pişerken diğer yandan kreplerin bütün malzemesini mikserle çırpıp, krep tavamıza yuvarlak ve ince olacak şekilde döküp, pişiriyoruz..

Krepler piştikten sonra ortasına tavuklu harcımızı koyuyoruz ve büzüştürerek krebi ortada birleştiriyoruz. Birleşen yeri, kaynar suda 2 dakika beklettiğimiz yeşil soğanla bağlıyoruz. (Ben üşendim bekletmedim zor bağlandı, siz mutlaka bekletin) Kürdanla da destek sağlayabilirsiniz.. Kabuğunu soyarak rendelediğimiz domatesi terayağı, tuz ve karabiberle birleştirip tavada 5 dk kadar pişirdikten sonra hazır olan sosu servis tabağına döküyoruz. Üzerine de bağladığımız krebi yerleştiriyoruz. Dilerseniz dereotuyla süsleyebilirsiniz..

AFİYET OLSUN..

NOT: Fotoğrafta solda görülen açık yemek ise eşimin, kendisi böyle tercih etti, isterseniz sosu krebin içine sürerek tavukları üzerine koyacak şekilde de servis yapabilirsiniz. (Bu arada bu yemeği diyete başlamadan önce yaptım, şimdi yayımlamak kısmet oldu, diyet tam hız devam yani =))

BİZLERDEN EN GÜZEL KARELER

En kötü günlerimiz böyle olsun =)

En sevdiğim kareler, gül yüzlü oğlum =)


Baba-Oğul aşkı

Adalar gezimizden
Canlarım

Babası oğluşa, oğluş bana, ben objektife =)

Destekli ilk adımlarımız
Pasaklı aşık =)

Turist Ahmet Kaan

Canımın içi oğlum ve canım eşim
Hep böyle durmuyor tabi =)

Oğlumun partisinden en güzel kare=)

Bal damlıyor arımdan =)

Kartpostal gibi..

14 Mart 2012 Çarşamba

DOĞAL MUCİZE: BILDIRCIN YUMURTASI


Çocuğu astım olan bir arkadaşımız eşime Bıldırcın yumurtasını tavsiye etmiş. O da hemen aldı.. İnternetten biraz araştırınca Bıldırcın yumurtasının ne kadar mucizevi bir besin olduğunu tam anlamıyla öğrenmiş bulundum. Aslında bıldırcın yumurtasıyla ilgili birçok bilgi kirliliği var. Kimi doktorlar 2-3 yaşından önce vermeyin, protein fazlalığından ötürü böbrekleri yorar diyor, kimi çok faydalı çiğ olarak bile verebilirsiniz diyor. İkisi de YANLIŞ.

Ben sizin yerinize iyice araştırdım ve sağlam kaynaklardan doğru bilgileri öğrendim. Öncelikle 3 yaş altındaki çocuklara gün aşırı verilmeli. Kesinlikle çiğ olmamalı, çok pişmiş katı da olmasın, rafadan ideal kıvam.. Siz KAYISI KIVAMI da diyebilirsiniz=) Ben kahvaltısına katarak verdiriyorum. Siz isterseniz sütüyle karıştırıp verin. Artık kuzular nasıl yerse öyle..

GELELİM FAYDALARINA VE HANGİ HASTALIKLARDA KULLANILACAĞINA:
  • Öksürük, astım, bronşit, nefes darlığı, mide, karaciğer ve göğüs hastalıkları tedavisinde,
  • Çocukların gelişiminde ve iştahlarının arttırılmasında,
  • Hastaların, ameliyat sonrası çabuk şifa bulmasında,
  • Kansızlık ve anemi tedavisinde önerilir.
  • İnsan bedenini gençleştirici, kuvvetlendirici özelliği yanında yüksek derecede afrodizyak özelliği içerir.
  • Yüksek enerji ve protein içerir.
  • Vitamin ve minarel değeri normal bir tavuk yumurtasının  yaklaşık 8 katı daha yüksektir.

SUSAM SÜTÜ MÜ, O DA NE?

Bebeğim doğduğundan beri, internette bir grup ortamında tanışıp, görüştüğüm 'anne' arkadaşlarım var. Hepsi birbirinden itinalı ve tecrübeli.. Bana da şu zamana kadar çok şey kattılar. Önceleri bilgi edinmek için girdiğim grupta bir süre sonra güzel dostluklar kurdum. Hatta buluşma düzenleyip, bir kısmıyla yüz yüze tanışma fırsatı bile buldum. Tamamı geniş yürekli anneler... 

Hatta Blogu teknik anlamda geliştirmemde de yine grupta tanıştığım Yasemin Keskin Çelik'in payı büyük. Kendisine benim her soruma oflayıp, puflamadan (!) cevap verdiği için ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum =)


Dün yine grupta dolaşırken, Arzu isimli arkadaşım 'Susam Sütü'nden bahsetti. Kendisi Televizyonda bir uzmanı dinlerken duymuş; evde hazırlanan bu susam sütündeki kalsiyum miktarı o kadar yüksekmiş ki, o kalsiyum ne yeşilliklerde ne de sütte varmış..




İşte Arzu'nun bahsettiği, İmran'ın da detaylarını verdiği o tarif :)

4 yemek kaşığı işlenmemiş beyaz Susam, 8 saat kadar 1 su bardağı içme suyunda bekletiliyor. Bekledikten sonra o su ile berabar blendar'da krema yapılıyor. Ve pütür pütür olmasın diye tülbent ile süzülüyor. Elde edilen süt çocuğa içiriliyor. Günde yarım çay bardağı içirmek ideal zannediyorum ki.. Susam yağlı olduğundan fazlası bence ağır gelir.  Bu arada aynı işlem Yaş badem ile de yapılabilir.. İster sade içirin, isterseniz de muz, tarçın, inek sütü bal ekleyebilirsiniz. Ya da siz çocuğunuzun damak zevkine göre farklı çeşitlerde de hazırlayabilirsiniz.

Ben şöyle hazırlamayı planlıyorum: yarım çay bardağı susam sütü, içerisine rendelenmiş ceviz, bal ve üstünü devam sütüyle tamamlayıp 1 çay bardağı kadar yatmadan önce bu karışımdan içireceğim..(Siz ine sütü de katabilirsiniz. Ben oğlumdaki demir eksikliğinden dolayı inek sütü çok nadir veriyorum)


NOT: Hazırladıktan sonra hazırlanmış halinin fotoğrafını ve oğlumun sevip sevmediğini de buraya eklerim..
Bebişlere şifa olsun..

13 Mart 2012 Salı

DOĞUM KİLOLARI ARTIK GİTSİN

Ahmet Kaan'a hamile kalmadan öncen 53 kiloydum. Yani ideal kilomda.. Hamilelik boyunca 14 kilo aldım. 67 ile doğuma gittim. Şimdi ise; 58 kiloyum. Doğum öncesi kilomla arada uçurum olmaması beni şu ana kadar rahatlattı, diyetlerimi bozdurdu. 5 Kilo verilmeyecek gibi değil çünkü. Ancak dünden itibaren aldığım ani kararla yaz gelmeden eski kiloma kavuşmak istiyorum. 38 bedenden 36'ya düşmek is-ti-yo-rum.


Herhangi bir diyetisyenden yardım almadan, beni çok zorlamayacak şekilde kendi diyet listemi oluşturdum.. 1 ay boyunca sürdürmeyi planladığım zayıflama programım ve diyet listem aynen şöyle:

Sabah 7.30'da: (Evden çıkmadan önce): Bir kibrit kutusu kadar beyaz peynir, 3 adet zeytin, 1 dilim etimek

Sabah 10.30'da:1 kase mısır gevreği, 2 adet kuru incir, 5 adet badem, 1 bardak süt (Bunları karıştırıp yiyorum)

Öğlen 14.00'da: Çalıştığım kurumda ne yemek çıkarsa yarım porsiyon şeklinde.. 1 dilim kepek ekmeği varsa pilav yok, pilav varsa ekmek yok. Salata ve zeytinyağı ağırlıklı olacak..

İkindi 17.00'da: Elma, kepekli kraker, 1 bardak çay (sıfır şekerli içemiyorum yarım kesme şekerli)

Akşam 18.00'da: 1 adet Activia yoğurt

Akşam saat 19.30'da: (Eve gidince) Bir porsiyon sebze yemeği ya da salata

Spora gelince evde akşamları yarım saat kadar inceltme hareketleri yapıyorum. Sabah da işe gelirken 10-15 dakika yürüyorum. Toplamda ortalama 40 dakika spor oluyor.

Her gün yemeden durmadığım abur cubur, çekirdek, cips, kola, çikolata kesinlikle yasak.. Ve de içebildiğim kadar da su içeceğim. En az 2 litre... Bu listeyle başarılı olur muyum bilmiyorum. 1 Ayın sonunda size sonucu açıklarım ;)



12 Mart 2012 Pazartesi

SAĞLIK DEPOSU: KEREVİZ YEMEĞİ

Brokoliden sonra sevilmeyen bir diğer sebze de hiç şüphesiz Kereviz. Ancak yine bir o kadar faydalı. Oğluma öğlen içirmeyi planladığım brokoli çorbasını devam sütüyle yaptığım için çöpe dökmek zorunda kalınca bu kez de kereviz yemeği yaptım. Ve bunu da sevdi yedi. Ben de tarifini paylaşayım ki, diğer kuzular da annelerini üzmesin seve seve yesin dedim :)



MALZEMELER:

Yarım Kereviz
1 orta boy patates
1 adet havuç
1 küçük baş soğan
3 yemek kaşığı zeytinyağı
Avuç içi kadar kıyma
2 tablet kemik suyu
Haşlamak için su
Tuz, karabiber

Kerevizi, patatesi, havucu yıkayıp küp küp doğruyoruz. Soğanları ince ince kıyıyoruz.  Hepsini zeytinyağını döktüğümüz tencereye alıp, kıymamızı da içine ekliyoruz ve 5 dakika kadar kavuruyoruz. Ben kerevizin yapraklarından da hem tad versin hem görüntü olsun diye 1-2 dal koydum. Haşlamak için göz kararı su koyuyoruz. Sebzelerin üzerini azıcık geçsin yeter. Suyu ekledikten sonra, evde hazırladığımız kemik suyu tabletlerini de içine atıyoruz. (Yoksa sorun değil) Sebzelerin haşlanmasına yakın azıcık tuz ve karabiber de ekliyoruz. Ve yemeğimiz hazır. Afiyet olsun

NOT: Ben havuç koymayı unuttum. Daha doğrusu evde havucun bittiğini zannediyordum. Ta ki eşim karşımda kütür kütür havuç yiyene kadar =) Siz mutlaka koyun..

SÜTLÜ BROKOLİ ÇORBASI

Brokoli birçok insanın sevmediği bir sebze. Hep denir ya, tadı sevilmeyen şeyler genelde en faydalı yiyeceklerdir diye, hoşumuza gitse de gitmese de bu böyle.

Brokoli'yi Ahmet Kaan'ın sebze çorbasının içine koyduğumda genellikle yemiyor ya da savaş halinde yemek zorunda kalıyor. Ben de brokoliyi güzelleştirecek bir çorba tarifi arayışına girdim ve nihayet buldum. işyerimin aşçılarından sütlü brokoli çorbası tarifi aldım. Ahmet Kaan 1 kase dolusu çorbayı seve seve içti. MaşAllah oğluşuma =)

MALZEMELER:
3-4 çiçek brokoli
4 su bardağı su
1 su bardağı süt
1 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı zeytinyağı
2 tablet kemiksuyu
tuz, karabiber

3-4 adet brokoli çiçeğini suyla haşlayın. Haşlama suyuna evde hazırladığınız ve buz kaplarında dondurduğunuz 2 tablet kemik suyunu ekleyin. (Yoksa mühim değil)  Haşlandıktan sonra içerisinden brokolileri alıp suyunu ılımaya bırakın.. Diğer taraftan başka bir tencerede tepeleme 1 yemek kaşığı unu, 2 yemek kaşığı kadar zeytinyağında eritin. (Bu aşamada çırpıcı kullanırsanız un topak topak olmaz) eridikten sonra içerisine 1 su bardağı süt ekleyin (Ben Milupa'nın devam sütünü kullandım, siz normal sütle de yapabilirsiniz) Çırpıcıyla pürüzsüz bir kıvam alana kadar karıştırmaya devam edin. Elde ettiğiniz koyu kıvamın üzerine brokolinin suyunu ekleyin ve yine iyice karıştırın. Kıvamı hala koyuysa süt katarak biraz daha inceltebilirsiniz. Ama genellikle yoğun olur zaten.. Tuzunu, az karabiberini ekleyin. Son olarak da ayırdığınız haşlanmış brokoliyi küçük küçük doğrayıp çorbaya ekleyin. Afiyet, şeker, bal olsun kuzulara.

NOT: Ben ertesi gün de içiririm diye fazla yaptım. Bu ölçüden 2,5-3 kase çıkar. Ama tabi devam sütüyle yaptığımı hesaba katmadığımdan, sadece yaptığım saat içerisinde içirip, ertesi gün kalan çorbayı döktüm. Devam sütünü pişmiş de olsa kısa süre içerisinde (bana göre 1 saat)  tüketmek gerekiyor. Ama siz normal sütten yaparsanız verebilirsiniz bence..

BROKOLİNİN FAYDALARI:  Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler. Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili.

9 Mart 2012 Cuma

BU AYAKKABILARI İSTİYORUM

En çok ayakkabı alış verişini seviyorum. Hele ki bir de içime sine sine aldıysam benden mutlusu yok. Topuklu ayakkabılar çoğunlukla tercihim. Ortaokuldan başlayan topuklu ayakkabı geçmişim var. Benim dönemime göre erken bir yaş. O dönemde kendime ait topuklu ayakkabılarım da yoktu aslında ama, 2 ablam da benim gibi 37 numara giydiklerinden, sayelerinde ben biraz erken başladım topuklu tecrübesine =)) İnsanın hem beden ölçüsü, hem de ayak numarası aynı olan ablalarının olması büyük şans gerçekten =)

Gelelim beğendiklerime. 2'ye ayırdım Çok beğendiklerim ve beğendiklerim şeklinde..

ÇOK BEĞENDİKLERİM:

Sizce de çok güzel değil mi?
Benim olsana sen nolurrrrr =))
Bu tarz ayakkabının farklı modelini almıştım geçen sezon bu da gayet güzel.

Simli görünümlü gold ayakkabı özel günler için daha uygun tabi ama ben çok beğendim.
Bu ayakkabının bir yerde satıldığını görürsem, kesinlikle kaçırmayacağım.

Fiyonk detayı kelimeye gerek bırakmıyor.
Daha sade, klasik bir model ama oldukça rahat görünüyor. Kıyafete göre farklı renkleri de düşünülebilir.
Ayakta da çok güzel duracağına eminim
Benim galiba fiyonka ve taşlara zaafım var.



 




VE BUNLAR DA NORMAL ÖLÇÜDE BEĞENDİKLERİM:


Birçok kıyafetle kombine edilebileceğinden gardolapta bulunabilir

Aslında ayakkabının burnunu ve topuğunu biraz orta yaş işi buldum ama arkadaki fırfır detayını beğendim.
Süet kumaşın altındaki gold deri detayı güzel düşünülmüş. Hoş.
Danteli de severim. Hem kıyafette hem ayakkabı da karşıma çok çıkıyor. Rengi de modeli de güzel bu ayakkabının

Bunu da beğendim. İster dar paça kotla, ister etekle, birçok kıyafetle giyilir.
Aynısının nar çiçeği rengi bende mevcut, severek kullanıyorum ve çok rahat

Bir dantelli ayakkabı daha.. Özel günler için daha uygun..

Bu ayakkabıya pek bayılmadım ama kırmızı platformu hatrına ekleyiverdim
Bu da daha çok kokoşlar için. Uygun bir kıyafet bulursam ben de giyebilirim

Uygun bir elbisenin altında bu ayakkabıları hayal edebilirsiniz

En çok da bu ayakkabıda kararsız kaldım, güzel desem değil, çirkin desem değil. Ben olsam giyer miyim ondan da emin değilim. Çok mu vamp ne?
Güzel bir elbiseyle kombine edilirse sizi yılın stili seçebilirler ;)

Aynı ayakkabıdan bende de var. Kurtarıcım diyebilirim. Herkesin dolabında en az bir çift bulunmalı

7 Mart 2012 Çarşamba

SIRADAKİ HASTALIK: ÇOCUK ÇAĞI ASTIMI

Hayatta kalbimden geçirerek isyan etmişliğim pek azdır. (Keşke hiç olmasa) Bir müsibet anında hamd ve şükrün, Allah katında ne denli önemli olabileceğinin farkındayım. Allah herkese, verilenin, aynı zamanda alınabilir olduğu düşüncesini, vakur bir duruşla sindirebilecek şuur versin. Eşyanın esas sahibini hakkıyla tanımayı, bizim olmayanı 'emaneten' hakkıyla taşımayı da..

Bunları yazarken bir yandan korkuyorum da aslında.. Henüz çok büyük imtihanlar derecesinde şeyler yaşayıp, kaybetmeden bunları söylediğim için belki de korkum. Ebû’d-Derdâ'nın dediği gibi: “Kim son nefesinde iman ile öleceğinden emin olsa, imansız gider” İşte o misal.. Bize düşen sadece dua.



ÇOCUK ÇAĞI ASTIMI

Yukarıdaki konulardan gelmek istediğim esas nokta, oğlumun yeni hastalığı; "Çocuk çağı astımı" İşte Hamd'ım aslında buna.. Bundan daha büyük hastalık vermesin Allah.. 

Kasım ayından beri, neredeyse 4 aydır. Oğlumun öksürüğü bir türlü geçmedi. Hırıltı da hakeza.. Birçok doktora gittik. 9 günlükken bronşit geçirdiğini söylemiştim size.. Öksürüğünden sonra gittiğimiz doktor da bronşiti tekrar etmiş dedi, antibiyotik verdi.. İlaçlar bitti, oğlumun hastalığı geçmedi.. Sonra tekrar aynı doktora gittik.. Antibiyotik devam dedi, kullandık geç-me-di.. Başka doktora gittik. Antibiyotik hap kullandığımızı söyledik, bu kez iğnesini verdi!!! Arada öksürüğün şiddeti ara ara azalsa da hala devam.. Babasının astımı olduğunu başından beri belirttiğimiz halde antibiyotik verdiler. 

Nefret ediyorum antibiyotikten, kullanmamak için elimden gelen herşeyi yapıyorum. Ama doktor kullanmanız lazım yoksa geçmez deyince de elimden bir şey gelmiyor. Riske atamıyorum.. 

Çocuğun da astım olmuş olabileceğini söyleyen bir diğer doktorun ardından başka bir hastanenin Alerji ve immünoloji uzmanına gittik. Oradaki kan testi, akciğer filminden sonra doktorumuz net olmamakla birlikte, ihtimal üzerine astım ilacı olan, ağızdan verme yöntemiyle kullanılan Ventolin'i önerdi. 1 ay kadar da onu kullandık. Ancak ne öksürüğümüz geçti ne de hırıltımız..

En son olarak da yine başka bir hastanede göğüs hastalıkları uzmanının yolunu tuttuk. Bu kez güven veren, bilgisinden emin bir doktordu karşımdaki.. Nihayet Çocuk Çağı Astımından bahsetti.

Yaklaşık 1 haftadır günde 4 kez Nebülizatör yoluyla Ventolin veriyoruz. 2 kez de içerisinde düşük miktarda kortizon bulunan Flixotide denilen ilacı.. Doktor 15 gün sonra kontrole gelmemizi istedi, geçmezse yatış verecek doktorumuz.. 

NOT: İnternetten ve çevremden yaptığım araştırmalara göre, hastalık genelde 1 yaşından sonra kendisini gösteriyor. Aileden birinde astım varsa çocukta da olma ihtimali çok yüksek. Benim eşim astım hastası, hala da devam ediyor maalesef.. Dikkat edilir ve doğru tedavi uygulanırsa 3 yaşında geçiyor, eğer o yaşta geçmezse bir diğer ve son dönüm noktası ergenlik çağı. O zamana kadar da geçmezse -Allah korusun- hayat boyu sizle beraber devam ediyor.. Tedavi süreci boyunca, çocuk alerjiye, doğal bitkisel şeylere karşı duyarlı oluyor. Örneğin benim de yeni öğrendiğim; ıhlamur gibi bitkisel şeyleri bilmeden, doktora sormadan vermemek gerekiyor. Hastalık genellikle kış boyunca sürüp, yazın yakanızı bırakıyor. Ancak bir sonraki kışta yine nüksediyor. Çocuğun terlememesine, üşütmemesine çok dikkat etmek gerekiyor. Şimdilik öğrendiklerim bunlar. Bilgiler arttıkça, paylaşımlar da artacaktır.

Hastalığın gidişatı ne olur bilmiyorum, elden gelen tek şey dua.. Rabbim herkesin evladını sağlıkla, huzurla, mutlulukla büyütmesini nasip etsin.. Çaresi olmayan daha büyük hastalıklar vermesin. Amin...



3 Mart 2012 Cumartesi

BEN OLSAM GİYERİM!

Ara ara alışveriş sitelerine göz atıyorum. En çok da Limango, Trendyol ve Markafoni'ye. İndirimli, her tarz kıyafet bulmak mümkün. Benim gibi çalışıp mağaza mağaza dolaşamayanlar için internetten alışveriş en iyi alternatif. Ancak zaman zaman fotoğraftakiyle satın aldığınızı aynı bulamadığınızda hayal kırıklığına uğramayı da göza alacaksınız.

Modaya gelince. Açık konuşayım ki moda delisi biri değilim. Yani bir şeyi asla sırf moda diye almam. Misal; UGG botlar.. İlk başlarda sevimli bulsam da herkesin ayağında görmekten iyice midem bulandı kendisinden. Memlekette amma tiki var diye düşündüm (Kızmayın tamam =) Nitekim, herkes gibi benim de kendime has bir giyim tarzım var ve her yıl çıkan renk seçenekleri arasında kendi çizgimde ilerlemeye çalışıyorum. Zaten alışveriş sitelerine göz atmak bile yılın renklerini, tarzını öğrenmeniz için yeterli. Yani onlarca moda dergisi alıp karıştırmanıza gerek yok aslında =)

Hepsine çok ayılıp bayılmasam da internete göz atıp sizin için kendi tarzıma yakın birkaç kıyafet seçtim. Yaniiii Ben olsam giyerim bunları.. Beğenmeme hakkınız elbette var..

(Bir dahakine size gardolabımdan kıyafetler seçip, fotoğrafını çekeceğim, bekleyin =)


Pudra rengi önü kat kat gömlek çok güzel bana göre. İş kadınları için de ideal.
Bu da daha spor bir tunik. Aynı zamanda şık da duruyor. Kendisi dökümlü olduğundan altına mutlaka dar giyilmeli.
İki renkli elbiselere bayılıyorum. Somon rengi bu elbise de çok hoşuma gitti. Şapka dışında herşey tamam
Uzun etekleri geçen yaz çok gördük dışarıda. Bu yıl da bu furya devam edecek gibi. Fotoğraftaki eteği çok beğendim
İki renkli bu elbise de fena değil.
Hem eteğe, hem de kırmızı kurdela kemerine bayıldım. 10 Puan
İki renkli elbise gayet şık benim de zaman zaman tercih ettiğim modellerden. Sizin de dolabınızda bu tarz birkaç elbise bulunmalı bence.

Tuniğin rengi çok hoş, desenleri de öyle. Hem işyerinde hem arkadaş buluşmalarında rahatlıkla giyebilirsiniz.
Hardal rengini normalde çok tercih etmem ama üstü leopar desenli bu elbisede çok güzel durmuş. siyah opak çorapla tamamlanmış, beğendim..
İşte yine benim sevdiğim renkte tunik/elbise. altına ister tayt ister dar bi pantolon giyin. kollarda kalın bir iki bilezikle, güzel bir çantayla çok şık olur.
Rugan ayakkabıları seviyorum, yeşil olunca ayrı bir seviyorum. Topuktaki taş detayı da güzel durmuş.