22 Eylül 2012 Cumartesi

DOĞAL SAÇ MASKESİ

Saçlarım hem gür, hem kalın telli, hem de kuru.. Zor saçlara sahibim.. Hal böyle olunca bakımı da bir hayli zor oluyor.. Bunun yanı sıra düşüncem şu ki; saç görünümü makyajdan daha önemli.. Yani ne kadar makyajlı olursanız olun, eğer saçlarınız kötü görünüyorsa, siz de kötü görünüyorsunuz.. Ya da tam tersi, sıfır makyajla, ancak bakımlı, güzel bir saç modeliyle güzel görünmek mümkün..

Hülasası, her kadın için saçlar çok önemlidir. Bu sebeple mutlaka bakım gerekir.. Geçtiğimiz pazar günü uzuuuuun bir aradan sonra kendime vakit ayırıp, evde kendi saç maskemi hazırladım.. Bu maske her zaman, herkeste işe yaramıştır.. Sizlere de hafta da bir yapmanızı tavsiye ederim..

YAPILIŞI:

-1 çay bardağı Zeytinyağı
-1 çay bardağı elma sirkesi
-1 yemek kasığı bal
-1 yumurta sarısı
-15 damla tatli badem yağı

Bütün malzemeleri bir kapta çırpıp, kökleri de dahil olmak üzere saçımıza yediriyoruz..Bütün malzemeyi saça yedirdikten sonra, sağdan soldan akmasını önlemek için streç filmle saçlarımızı sarıyoruz. 45 dk - 1 saat kadar bekledikten sonra saçlarımızı önce ılık suyla, daha sonra da sıcak suyla şampuanlıyoruz... Saçımızı yıkadığımız en son durulama suyuna 1 yemek kaşığı daha sirke katıp, bu suyu da saçımıza döküyoruz..

Maske sonrası saçlarınızın ne kadar parlak göründüğüne siz de şaşıracaksınız...

13 Eylül 2012 Perşembe

KREŞ OYUNLARI VE KREŞ FİYATLARI

Oğluşumun kreşe başladığını size söylemiştim.. Uzman hocaları tarafından her gün için değişik faaliyetleri var. Evde, çocuğunun yanında bulunan anneler, bir süre sonra çocukları için oyunlar üretemeyebiliyor. Ben de kreşimizden aldığım 2-3 yaş grubu için hazırlanmış, 2 haftalık oyun programından seçtiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Belki fikir olur ;)

Bu da kuzucuğum ilk gün kreşe giderken =)
- Sürpriz hediyeler alma
- Odayı balonlarla doldurup oynama
- Dondurma şenliği
- Müzik eşliğinde dans etme
- Pasta üzerindeki mumları üfleme
- Değişik şarkılar söyleme-Öğrenme
- Kukla oyunları
- Şişme oyuncaklarla (Hacı yatmaz gibi) oynama
- Parkta oynama
- Müzik aletlerini tanıma (Çocuklar için çok güzel minik müzik aletleri var oyuncakçılarda)
- Çikolata şenliği
- Müzik eşliğinde kendisine ait eşyaları bulma oyunu
- Parmak kuklaları
- Patlamış mısır şenliği
- Balon patlatma oyunu
- Oyun hamuruyla şekiller yapma
- Bütün oyuncakları ortaya döküp hepsiyle sırayla oynama
- Evcil hayvanları besleme (Kapı önündeki kediye süt verme olabilir mesela)
- Oyuncak bulma oyunu (Örneğin onca oyuncağın içinde topu-bebeği getirmesini isteme olabilir)
- Parmak boyası yapma (Oyuncakçılar ya da kitapçılarda çocuklar için parmak boyaları mevcut)
- Kitap okuma, Kitap üzerindeki resimler üzerine konuşma
- Suda yüzen ve batan cisimleri keşfetme)

Şimdilik başlangıç aşamasında faaliyetlerimiz bunlar, içlerinden istediğinizi seçerek siz de keyifli vakit geçirebilirsiniz.

KREŞ FİYATLARI:
Bu arada kreşi düşünen anneler en çok da fiyatları merak ediyor.. İstanbul'da kreş fiyatları tam gün 700 liradan başlıyor.. Çoğunlukla taksitle ödeme imkanı da sunuluyor. Benim oğlum sabah 8.30'dan akşam 19'a kadar kalıyor ve Cumartesi günü de dahil. Çalıştığım kurum sebebiyle benim kreşte indirim hakkım bulunuyor.. Ama dediğim gibi normal şartlarda fiyatlar bu şekilde

KEK TARİFİ (ÇOCUKLARIN SEVDİĞİ TARİF)

Okullar da açıldığına göre, mini mini birlerin, çalışkan ikilerin beslenme çantalarına ara ara sevdikleri keklerden koymayı da unutmayın sevgili anneler. Bu keki oğlum çok sevmişti, sizin kuzularınız da sever ümidiyle kek tarifini paylaşıyorum.. Sadece oğlum değil, açıkçası ben de türlü türlü kek tarifleri arasında en çok bunu beğeniyorum.

MALZEMELER:
  • 3 adet yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 3 su bardağından 1 parmak az un 
  • 1 tatlı kaşığıTarçın
  • 1 yemek kaşığı Limon kabuğu
  • 1 yemek kaşığı Limon suyu
  • Çikolata damlacıkları
  • Ceviz ya da fındık
YAPILIŞI: 

Yumurta ve şeker köpürünceye kadar çırpma teliyle iyice çırpılır.  Ardından şeker, yoğurt, sıvıyağ eklenir, tekrar çırpılır. Limon kabuğu rendesi ilave edilir ve içine limon suyu sıkılır. Çikolata parçacıklarıyla birlikte, irili ufaklı parçalanan ceviz ya da fındık malzemelere eklenir. Son olarak da Un, kabartma tozu ve vanilya, elekten geçirilerek karışıma ilave edilir. Malzemeler, un iyice yok oluncaya kadar karıştırıldıktan sonra, kek kalıbına yapışmasını önlemek için öncelikle katı yağ sürülür, ardından da bir miktar un eklenerek, kalıbın her tarafı unlanır. Bu işlemin ardından malzemeler kalıba dökülür ve 170 derece fırında 40 dakika kadar pişirilir. AFİYET OLSUN..

12 Eylül 2012 Çarşamba

SABİHA PAKTUNA'NIN HANGİ KİTAPLARINI OKUMALI?

Oğlum 22 aylık ve geçen hafta kreşe başladı.. Kreşimizin çok güzel, kaliteli ve de kesinlikle güvenilir bir yer olduğunu düşünüyorum. Eğer her şey yolunda giderse, kendi kendine yemek yemeyi, paylaşmayı, oyunlar oynamayı, tuvalet eğitimini öğrenebilir ve zaten yeterince sosyalken, bu özelliği tavan yapabilir diye düşünüyorum. Bakıcımız iyiydi, hoştu, akşam eve gelince hazır yemek bulmak tarifsizdi ancak, artık oğluma yetmemeye başlamıştı. Akşama kadar evde ikisinin de canı sıkılıyordu.. 1 saat oynasalar, sonraki zaman diliminde yapacak bir şey bulamıyorlardı.. Bunları düşününce kreş harika bir fikir olarak göründü bana..

İki gün iş yerimden izin aldım.. Oğlumun alışması için kreşe beraber gidip geldik. Ben gittiğim zamanlar herşey yolundaydı.. Oyuncaklarla oynadı, parka çıktı, çocuklarla tanıştı.. Ben de alışması kolay olsun diye ara ara onu orada bırakıp dışarı çıktım. Böyle bir zaman diliminde karşıma çıkan D&R'dan da bu iki kitabı aldım.. Mükemmel bir anne olduğumu düşünmüyorum ama bunun için gerçekten çabalıyorum. En doğru şekilde çocuk yetiştirmek birçoğunuz gibi benim için de çok önemli.. Farkında olmadan hatalar yaptığımda oluyor. Bu konuda uzmanlardan destek almak gerçekten kişiye yardımcı oluyor. Prof. Dr. Sabiha Paktuna'nın bu konudaki uzmanlar arasında en iyilerden olduğunu biliyorum. O sebeple de bu kitapları okumaya başladım. Birisi "Çocuklarla Doğru İletişim", ki bence her anne-baba okumalı, diğeri de benim gibi çalışanlar için "Anne İş'te Çalışan Anne ve Çocuğu".. Şimdilik henüz kitabın başındayım,, Buna rağmen sizlere de tavsiye ediyorum. Umarım hepimiz için faydalı olur..


ÇALIŞAN ANNE OLMAK...

Çalışan anne olmanın avantajlarının yanı sıra dezavantajları da var elbette.. Avantajlarını kabaca özetleyecek olursam, bence en önemli kısmı, çocukla "KALİTELİ ZAMAN" geçiriyor olmak..Zaten uzmanlar da buna vurgu yapıyor. Bir anne sabahtan akşama kadar çocuğunun yanında durabilir ancak bu çocukla 'kaliteli zaman' dilimini olumsuz etkiliyor. Akşama kadar beraber olduklarından ilişkileri laçkalaşabiliyor. Kendimden örnek verecek olursam; işten eve gider gitmez, neredeyse yatana kadar vaktimi Ahmet Kaan'ı mutlu etmek, onu güldürmek, eğlendirmek için kullanıyorum. Ben yemek hazırlarken dahi, babasıyla beraber mutfakta yanımda duruyorlar. Sürekli oyunlar üretiyoruz.. Bizim için gün yorucu bitiyor olsa da, oğlumuzu mutlu etmenin rahatlığıyla yatağa giriyoruz.. Bu önemli..

Evde iki kişi çalışmak hayat standartlarını daha da yükselttiği için, çocuğunuza sağladığınız imkanlar da daha fazla oluyor.. Daha iyi sağlık hizmeti, daha kaliteli kreş eğitimi, isteklerini 'sağlıklı oranda'  yerine getirebilme, geleceğine yatırım yapabilme..

Çalışırken, oğlumu sevdiğimi, onu çok özlediğimi daha fazla fark ediyorum.. Bu yüzden daha çok kıymetini biliyorum.. Evde çocukla stres içinde uğraşan birçok anne bu duyguları çalışan anneden daha az hissediyor bana göre..

Çalışmak annenin psikolojisine de iyi geliyor. İş ortamında farklı insanlarla görüşüyor olmak, sosyallikten uzaklaşmamak, doğum sonrası bakımsızlaşmamak avantajlar arasında sayılabilir..

Dezavantajlarına gelecek olursak; Öncelikle her ne kadar bastırmaya çalışsam da içimde zaman zaman suçluluk duygusu oluşabiliyor. 'Acaba'lar hiç bitmiyor. Bu acabaların ileride keşkelere dönüşmemesi için sürekli değişik düşüncelere tutunmaya çalışıyorum. Çoğunlukla da başarıyorum.

En kötüsü de sabah işe giderken yaşanan ağlama krizleri.. Aslında iplerin koptuğu en hassas nokta burası.. Sabah çocuğum ağlamadan, güle oynaya, el sallayarak, öpücükle işe yollasa, çalışmakla ilgili hiçbir olumsuz duygu yaşamayacağım. Ancak 'beni bırakma' der gibi bakıp, sımsıkı sarılınca kapıdan ayaklarımı sürüyerek işe gittiğim çok oluyor. İşte en çok o zaman 'Acaba biraz daha büyüyene kadar çalışmasam mı' diye soruyorum kendime..Ancak biz evden bu şekilde çıktıktan yarım saat sonra bakıcımızı arayıp, biz çıkar çıkmaz sustuğunu, hemen oyuna daldığını duyunca rahatlıyorum. 

Bir de hastalık zamanları var.. Normal zamanda zaten gün içinde yanında bulunamadığım oğlumun, hastalık zamanlarını yanında geçirmek istiyorum. Ancak işyerimden -Allah muhafaza- çoook büyük bir rahatsızlığı yoksa mırın kırınla ancak iki gün izin alabiliyorum. İşte bazen burada bardak taşıyor.. En çok böyle zamanlarda işi bırakma duygusu nüksediyor..

İşte anneler,babalar... Bana göre çalışmanın avantajları ve dezavantajları bunlar. Hangisinin daha iyi olduğu konusunda ben bir yorumda bulunmayacağım.. Kıyaslamayı yaptım ona da artık siz karar verin ;)

8 Eylül 2012 Cumartesi

FARKLI SAÇ RENK VE MODELLERİ

İnternette dolaşırken birden bu fotoğraflara rastladım. İçlerinden bazılarını çok beğendim, sizlere de göstermek istedim. Makyaj yapma konusunda fena değilim ancak saçlarımı güzel bir şekle sokmak beni gerçekten çok yoruyor. Bu yüzden özellikle son zamanlarda ense topuzu hem kolay hem şık olduğu için favorim ama artık ondan da sıkıldım. Bu modellerden bazılarını evde denemeye çalışacağım, siz de denemek isterseniz, buyrunuz fotolar :

Burada gelinbaşı olarak yapılmış ancak bence günlük için daha uygun, lüleler, arkalardan ara ara alınarak bol şekilde örülmüş gibi duruyor, denenebilir.

Eh işte..

Bu tarz dağınık topuzları çok beğeniyorum, modası da hiç geçmiyor sanırım

Saçın alt kısmına dikkat ettiniz mi? Çok güzel durmuş, Bu saçı yapabilmeyi çok isterdim, hele ki şu aralar bu topuzu sık kullanıyorken..

Çok detaylı, ben uğraşamam =)

Kolay görünüyor ama detaylara dikkat etmek gerekiyor. Kendime yapamam ama ablamda mutlaka deneyeceğim

Yeni gelin olacaklar için güzel bir seçenek bence

Yol gibi değil mi ? =) Yok yok ben bununla da uğraşamam

Bu biraz klasik, kuaförlerce sık kullanılan bir model, fena durmuyor değil mi?

Model değişik aslında ama kuaföre gitsem böyle bir saçı tercih etmem.

Gayet doğal, taç bu yıl benim de favorim

En güzelini en sona sakladım. Bayıldım bu saça. Kendim yapamam ama özel bir günde kuaförümden bu modeli yapmasını isteyeceğim. Çok hoş

TATİL GÜNCESİ BODRUM - DATÇA - MARMARİS

Yeniden Merhaba!

Evet, tatiller de bir gün biter =) Bu yıl ki tatilim dolu dolu geçti. 6 güne 3 ayrı yer sığdırdık. Size daha önce Datça'ya gideceğimi yazmıştım. Aradaki mesafelerin kısa olması sebebiyle Bodrum ve Marmaris'te de birer gece geçirdik. Kısaca izlenimlerimi yazacak olursam, Bodrum'u çok yapay buldum. Merkezi kıpır kıpır, oldukça da kalabalık ancak insanlarda bir podyum havası, insan sahilde, plajda yarı çıplak gezilmesini anlıyor da, şehir merkezinde de yok denilecek giysilerle dolaşılması çıplaklar kampını aklıma getirdi. Sanırım yurtdışındaki bu kamplardan çok farkı yok Bodrum'un  =) Bunda Türkiye'ye yerleşen magazin kültürünün çok önemli bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Bir daha gitmek ister misin diye sorarsanız cevabım 'hayır' olur.

Datça, Bodrum'un tam tersi.. Sessiz, sakin, Anadolu insanının bulunduğu bir yer. Bodrum ne denli hareketliyse Datça bir o kadar sakin.. Bugüne kadar gördüğüm en temiz denize sahip, resmen balıklarla beraber yüzdük, ve bu gerçekten çok keyifliydi. Sokakları mis gibi kekik ve ıhlamur kokuyor. Pembe asma çiçeklerle süslü, beyaz evlere bakakalıyorsunuz. Zekeriya Sofrası yemek yemek için en ideal yer, çok lezzetli ve yemek için fazla alternatif olmadığından fiyatları bir hayli yüksek olan restaurantlara göre oldukça hesaplı. Çok da şirin, sıcak bir yer ama orası da bana hitap etmedi. Daha çok kırk yaş üzerindekilerin ve de emeklilerin gidip kafa dinleyecekleri bir yer bence, nitekim geneli de öyle..

Ve Marmaris... Buraya bayıldım. Benim tatil profilime en çok burası uyuyor. Sadece 1 gece gezebildiğim halde yine de çok sevdim. Hem kalabalık, hem mekan olarak çok sıcak, hem eğlenmek için bir sürü alternatifiniz var, ister sabaha kadar eğlence mekanlarına gidin, ister merkezinde gezin, birçok yemek yenecek yer seçeneğiyle, benim gibi hem eğlenceli hem dinlenceli tatil isteyenler için çook çok ideal.. Seneye yurtiçinde tatil yapacak olsak yine Marmaris'e gidip, her köşe bucağını gezmek isterim. Belediye Başkanı hangi partiden bilmiyorum ama gerçekten tebrik ediyorum.. Harika çalışmış..

Oğluma gelince çok eğlendi, çok oynadı, zaman zaman huysuzlandı, yerinde durmadığı anlar oldu ama inanın herşeye rağmen çok keyifliydi.. Ben çocuk küçük, durmuyor diye kendini eve kapatan annelerden değilim, olmayacağımı taa bebiğim doğmadan kendime söylemiştim.. İyi ki de böyleyim =)

900 küsür fotoğraf çektim, çekildim.. 41 tanesini Facebook'uma yükledim ancak sizinle sadece birkaç kare paylaşacağım =)